Fatura Alacağına Dayalı İcra Takibinde Borçlunun İtirazı ve Alacaklının Başvurabileceği Yollar
Fatura alacağına dayalı ilamsız icra takiplerinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde takibin durması, alacaklının başvurabileceği itirazın kaldırılması ve itirazın iptali yolları ile faturanın ispat gücü, teslim veya hizmet ifası, kısmi ödeme, mahsup ve ticari faiz talepleri çerçevesinde incelenmektedir.
Genel Olarak
Ticari hayatta mal veya hizmet satışından kaynaklanan alacakların tahsilinde en sık başvurulan hukuki yollardan biri ilamsız icra takibidir. Alacaklı, düzenlemiş olduğu fatura, cari hesap kayıtları, sevk irsaliyesi, teslim belgesi, sözleşme, mutabakat yazısı veya ödeme kayıtlarına dayanarak borçlu aleyhine icra takibi başlatabilmektedir.
Ancak borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz etmesi halinde takip durmakta ve alacaklının, alacağını tahsil edebilmesi için itirazı hukuken bertaraf etmesi gerekmektedir. Bu aşamada alacaklının başvuracağı yol, alacağın dayanağını oluşturan belgelerin niteliğine ve ispat gücüne göre değişiklik göstermektedir.
Fatura alacaklarında değerlendirilmesi gereken husus yalnızca faturanın düzenlenmiş olup olmadığı değildir. Faturaya konu malın teslim edilip edilmediği veya hizmetin ifa edilip edilmediği, borçlunun faturaya süresinde itiraz edip etmediği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği, varsa kısmi ödemelerin hangi borca mahsup edildiği ve talep edilen faizin hukuki dayanağı birlikte incelenmelidir.
Borçlunun İtirazının Takibe Etkisi
İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden sonra kanuni süresi içinde borca, faize, yetkiye veya imzaya itiraz edebilir. Borçlunun süresinde yaptığı itiraz, icra takibini durdurur.
Bu halde alacaklı, aynı takip dosyası üzerinden doğrudan haciz işlemlerine devam edemez. Takibin devam edebilmesi için borçlunun itirazının kaldırılması veya iptal edilmesi gerekir. Dolayısıyla ödeme emrine itiraz edilmesi, alacaklının alacağından vazgeçmesi sonucunu doğurmasa da takip hukukunda alacaklının yeni bir hukuki adım atmasını zorunlu kılar.
Bu aşamada temel mesele, alacaklının elindeki belgelerin niteliğidir. Bazı durumlarda icra mahkemesinde itirazın kaldırılması talep edilebilirken, bazı durumlarda genel mahkemede itirazın iptali davası açılması gerekmektedir.
İtirazın Kaldırılması ve İtirazın İptali Ayrımı
Alacaklının elinde İcra ve İflas Kanunu anlamında itirazın kaldırılmasına elverişli nitelikte belgeler bulunması halinde, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvurulabilir. Bu yol, genel mahkemede açılacak itirazın iptali davasına göre daha sınırlı ve belge ağırlıklı bir inceleme yapılmasını gerektirmektedir.
Bununla birlikte faturaya dayalı alacaklarda yalnızca faturanın varlığı çoğu zaman itirazın kaldırılması bakımından yeterli görülmeyebilir. Faturanın yanında teslim belgesi, sevk irsaliyesi, yazılı sözleşme, borç ikrarı, cari hesap mutabakatı veya ticari defter kayıtları gibi delillerin bulunması alacaklının hukuki durumunu güçlendirmektedir.
Alacaklının elindeki belgeler itirazın kaldırılması için yeterli değilse, genel mahkemede itirazın iptali davası açılması gündeme gelir. İtirazın iptali davasında mahkeme, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi, faturaları, ticari defter kayıtlarını, yapılan ödemeleri, teslim veya hizmet ifası olgusunu ve dosyadaki tüm delilleri birlikte değerlendirir.
Dava sonucunda alacaklı haklı bulunursa borçlunun itirazı iptal edilir ve duran icra takibinin devamı mümkün hale gelir. Bu nedenle alacaklının hangi yola başvuracağı, yalnızca takip konusu alacağın varlığına göre değil, bu alacağın hangi belgelerle ispatlanabileceğine göre belirlenmelidir.
Faturanın İspat Gücü
Fatura, ticari ilişkinin ispatında önemli belgelerden biridir. Ancak faturanın düzenlenmiş olması, her durumda ve tek başına alacağın kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmez. Bu noktada faturanın borçluya tebliğ edilip edilmediği, borçlunun faturaya süresinde itiraz edip etmediği ve fatura içeriğindeki mal veya hizmetin gerçekten teslim yahut ifa edilip edilmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle mal satışlarında sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, kantar fişi, e-posta yazışmaları, WhatsApp görüşmeleri, cari hesap mutabakatı ve kısmi ödeme kayıtları alacaklının iddiasını güçlendiren deliller arasında yer almaktadır. Bu belgeler, faturaya konu malın borçluya teslim edildiğini veya ticari ilişkinin fiilen gerçekleştiğini ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır.
Hizmet faturalarında ise hizmetin ifa edildiğini gösteren yazışmalar, iş teslim tutanakları, proje kayıtları, onay ve kabul belgeleri, taraflar arasındaki sözleşme veya hizmetin yerine getirildiğini ortaya koyan diğer kayıtlar önem arz etmektedir. Zira hizmet ilişkilerinde teslim olgusu, mal satışlarına kıyasla daha soyut nitelikte olduğundan, ifanın ayrıca belgelerle desteklenmesi gerekebilmektedir.
Dolayısıyla fatura alacağına dayalı icra takiplerinde fatura tek başına değil, ticari ilişkinin bütünü ve destekleyici delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Kısmi Ödeme ve Mahsup Sorunu
Fatura alacaklarında uygulamada sık karşılaşılan meselelerden biri de borçlunun kısmi ödeme yapmasıdır. Borçlu, birden fazla faturadan kaynaklanan borçları için tek bir ödeme yapmış ve bu ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğunu açıkça belirtmemiş olabilir. Bu halde ödemenin hangi borçtan düşüleceği, kalan bakiye alacağın miktarı ve faiz başlangıcı dikkatle hesaplanmalıdır.
Takip talebinde fatura kalemlerinin ayrı ayrı gösterilmesi, yapılan ödemelerin açıkça mahsup edilmesi ve bakiye alacağın tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi önemlidir. Aksi takdirde borçlu, takip konusu alacağın belirsiz olduğunu, ödeme mahsuplarının hatalı yapıldığını veya alacağın yanlış hesaplandığını ileri sürebilir.
Öte yandan kısmi ödeme, bazı durumlarda ticari ilişkinin ve borcun varlığına ilişkin önemli bir delil niteliği de taşıyabilir. Borçlunun faturaya konu alacağa ilişkin kısmi ödeme yapmış olması, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve borcun en azından belirli bir kısmının kabul edildiğini gösterebilir. Ancak bu durum her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Ticari Faiz Talebi
Tarafların tacir olması ve alacağın ticari işten kaynaklanması halinde ticari faiz talebi gündeme gelebilir. Ancak faiz talebinde bulunulurken faiz türü, faiz oranı ve faiz başlangıç tarihi dikkatle belirlenmelidir.
Sözleşmede ödeme günü kararlaştırılmışsa bu tarih, fatura üzerinde vade tarihi bulunuyorsa vade tarihi, borçluya ihtar gönderilmişse ihtar tarihi veya temerrüt koşullarının gerçekleştiği tarih faiz başlangıcı bakımından önem taşıyabilir. Bu nedenle her olayda temerrüdün hangi tarihte oluştuğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Yanlış faiz başlangıcı belirlenmesi veya hatalı faiz türü üzerinden takip yapılması, borçlunun itirazını güçlendirebilir. Bu durum takip konusu alacağın gereğinden fazla gösterildiği, faiz hesabının hatalı olduğu veya alacağın likit olmadığı yönünde savunmalara neden olabilir.
Bu nedenle icra takibi başlatılmadan önce asıl alacak, kısmi ödemeler, mahsup edilen tutarlar, faiz türü, faiz başlangıcı ve takip tarihine kadar işlemiş faiz ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
Alacaklının Süreci Doğru Yönetmesinin Önemi
Fatura alacağına dayalı icra takiplerinde başarı, yalnızca icra takibi başlatılmasına bağlı değildir. Takip öncesinde alacağın dayanağı olan belgelerin toplanması, fatura ve cari hesap kayıtlarının kontrol edilmesi, teslim veya hizmet ifasının ispatlanabilir hale getirilmesi ve varsa kısmi ödemelerin doğru şekilde mahsup edilmesi gerekmektedir.
Borçlunun itirazı halinde ise alacaklı, elindeki belgelere göre en uygun hukuki yolu belirlemelidir. İtirazın kaldırılması için yeterli belge bulunup bulunmadığı, itirazın iptali davası açılmasının daha doğru olup olmadığı ve davada hangi delillere dayanılacağı somut olay özelinde değerlendirilmelidir.
Bu kapsamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulması, mutabakat yazılarının alınması, teslim belgelerinin saklanması ve taraflar arasındaki yazışmaların muhafaza edilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda alacaklının ispat imkanını önemli ölçüde güçlendirecektir.
Sonuç
Fatura alacağına dayalı icra takiplerinde alacağın tahsili, yalnızca takip başlatılmasından ibaret değildir. Faturanın dayanağı, teslim veya hizmet ifası, kısmi ödemeler, mahsup işlemleri, faiz hesabı ve borçlunun muhtemel itirazları takip öncesinde değerlendirilmelidir.
Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde takip duracağından, alacaklının elindeki belgelerin niteliğine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurması gerekecektir. Bu iki yol arasındaki tercih, alacağın hangi belgelerle ispatlanabileceği ve uyuşmazlığın mahiyeti dikkate alınarak yapılmalıdır.
Ticari alacakların tahsilinde sürecin baştan doğru kurulması, hem zaman kaybını önlemekte hem de alacağın tahsil edilebilirliğini güçlendirmektedir. Bu nedenle fatura alacağına dayalı takiplerde, belgelerin ve hukuki stratejinin takip öncesinde dikkatle hazırlanması büyük önem taşımaktadır.
İlgili Makaleler
Yurt Dışında Bulunan Yabancının Çalışma İzni Başvurusu ile Türkiye'ye Gelmesi
Türkiye'de yabancıların yasal olarak çalışabilmesi kural olarak çalışma izni alınmasına bağlıdır. Yurt dışından çalışma izni başvuru süreci, işveren kriterleri, gerekli belgeler, onay sonrası yükümlülükler ve uygulamada en sık yapılan hatalar hakkında kapsamlı bir değerlendirme.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü
Anlaşmalı boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166/3 maddesinde düzenlenmektedir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde boşanma kararı verilebilir. Anlaşmalı boşanma protokolünün hukuki niteliği, şartları ve sonuçları hakkında kapsamlı bilgiler.
Amatör Futbolcunun Kulüpten Alacağı ile Profesyonel Futbolcunun Alacağında Hukuki Süreç Farkı
Futbolcunun kulübünden olan alacağının tahsilinde izlenecek yol, futbolcunun amatör ya da profesyonel statüde olmasına göre ciddi biçimde değişir. Profesyonel futbolcu bakımından TFF mevzuatında sözleşmeye dayalı ve yaptırımla desteklenen bir uyuşmazlık çözüm sistemi mevcutken, amatör futbolcu bakımından süreç genel hükümlere göre şekillenir.